Okuma süresi6 dakika, 40 saniye

Kadıköy’deki Boğaziçi eylemlerine katıldıkları gerekçesiyle tutuklanan Şilan Delipalta ve Anıl Akyüz’ün de aralarında olduğu 23 kişinin yargılandığı davanın ilk duruşması görüldü. Mahkeme heyeti Şilan Delipalta ve Anıl Akyüz’ün tahliye edilmesine karar verdi

Boğaziçi Üniversitesi’ne AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından kayyum rektör olarak atanan Melih Bulu’ya karşı Kadıköy’de yapılan eylemde öğrencilere destek verdikleri için tutuklanan Şilan Delipalta ve Anıl Akyüz’ün de aralarında olduğu 23 kişinin yargılandığı davanın ilk duruşması İstanbul Anadolu 38. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı.

Basının ve izleyicilerin alınmadığı duruşmaya, tutuklu öğrenciler Şilan Delipalta ve Anıl Akyüz getirildi. TİP Genel Başkanı Erkan Baş, TİP Genel Başkan Yardımcısı Barış Atay, CHP Milletvekilleri Sera Kadıgil, Sezgin Tanrıkulu, Ali Şeker, HDP Milletvekili Hüda Kaya’nın duruşma salonuna alınmak istenmemesi üzerine arbede yaşandı fakat milletvekilleri güvenlikleri geçerek duruşma salonuna girdiler.

Öğrenciler savunma yaptı

Kimlik tespitinin ardından savunma yapan tutuklu yargılanan yüksek lisans öğrencisi Anıl Akyüz “Öğrenciler tarafından sosyal medya bir miting çağrısı yapıldı. Ben de mitinge katılmak istedim. Ortada herhangi bir yürüyüş yokken kolluk tarafından önümüz kesildi. İhtar olmadan polis bize saldırdı. Polis kafamı kaldırıma vurarak beni gözaltına aldı. Hiçbir suç unsuru yoktu elimde, üzerimde. İki aydır tutukluyum. Keyfi ve siyasi şekilde tutuklandım. Tahliyemi talep ediyorum” dedi.

Anıl Akyüz’ün avukatı Av. Onur Güneş ise “İddianameye baktığımızda iki aydır tutuklu olan Anıl’la ilgili tek bir cümle yok, sadece en başta adı geçiyor. Niye tutukladınız o zaman? Anıl’ın anayasal haklarını kullanması engellenmiştir. O gün eylemcilere saldırılmış, tacize uğramışlardır. Asıl kolluk suç işlemiştir” diye belirtti.

Ev hapsinde olan Aslı Altınok ise “Bana gözaltında çıplak arama yapılmak istendi. Hakkımdaki ev hapsinin siyasi bir karar olduğunu düşünüyorum. Yerli elektronik kelepçenin kadına şiddet faillerine uygulanacağı söylenmişti. Ancak görüldüğü üzere elektronik kelepçe biz öğrencilere uygulanıyor. Bunun anlamı biz kadına şiddeti önlemek yerine muhalif sesleri bastırmak istiyoruz demektir” diye kaydetti.

Ev hapsindeki Drama Eğitmeni Baran Doğan da “Gözaltı sırasında diğer arkadaşlarımla birlikte içinde dışkı bulunan bir hücrede tutulduk, insanlık dışı muamelelerle karşılaştık” dedi.

Ev hapsinde olan Doktor Çağdaş Balcı “Bir doktor olarak vahşice saldırıya uğrayan öğrencilere müdahale ettiğim için gözaltına alındım. Lebalep dolu kongreler yapılırken, pandemi gerekçesiyle gösteri hakkının engellenmesi bana komik geliyor” diye konuştu.

Hakkında 10 yıla kadar hapis cezası istenen hukuk öğrencisi Ezgi Ertürk “O gün eylemde sadece bu salonda bulunan öğrenciler yoktu, binlerce öğrenciydik. Kayyumlara karşı olduğumuz için gözaltına alındık. Bizim hakkımızda mevcutlu kararı çıkmadan polisin kendi seçimleri neticesinde bu 23 kişi çoktan başka araca ayrılmıştı. Bu iddianame polisin seçtiği kişiler için hazırlanmıştır” dedi.

Gökçe Şentürk “Bu ülkenin kadınları, emekçileri, ezilenlerine karşı pandemi bir sopa olarak kullanılıyor ve sesimiz kısılmaya çalışılıyor. Bir eyleme katılmak bu ülkede genç olan, yurttaş olan herkesin göreviydi. Bu direniş halen devam ediyor. Gözaltı ev hapsi ve tutuklama furyası kimseyi korkutmuyor. Biz mücadele eden insanlarız. Korkmuyoruz” diye belirtti.

Ev hapsinde olan Göksu Uyar ise “Herhangi bir toplulukla buluşmadan 6 polis tarafından yakalandım, yere yatırdılar. Polis otosunun içinde küfür, darp, hakaret ve ters kelepçeye maruz kaldık. Yaklaşık 14 saat polis otosunun içinde bekletildik. Gayrettepe karakoluna götürüldüğümüzde ise insan ve kedi dışkılarının olduğu bir nezarette tutulduk” diye konuştu.

Duruşmaya verilen 45 dakikalık aranın ardından ev hapsinde olan Hasan Doğan savunma yaptı. Doğan “Kayyum rektörü kabul etmediğim için Kadıköy’de 15-20 polis tarafından gözaltına alındım. Arkadaşlarımdan ayrı bir otobüse alındım ve karakolda polisler beni hedef göstererek başka bir yere götürdü. Saatlerce hiç kimseye ulaşmama ve avukatıma haber vermeme izin vermeden beni tuttular. 7 saat sonra beni hastaneye götüreceklerini söylediler. Avukatıma haber vermeden gitmeyeceğimi söyledim ve bu şekilde avukatıma haber verildi. Ev hapsi verdiler kabul etmiyorum, kelepçeyi de çıkardım. Eylemlere katılmak ve haklarımı kullanmak suç değildir. Karakol içinde arkadaşlarımın yanında burnumun kanaması ve iki kere bayılmama rağmen 7 saat sağlık kontrolüne götürülmedim” dedi.

Savunma yapan İlhami Oğlakçı ise “Bu ülkede insanlar borçlarından dolayı intihar ediyor. Burada yargılanması gereken bizler değil, bu yoksulluğa yol açanlardır” diye konuştu.

Ev hapsinde olan Koray Türkay da “Bize ev hapsi verilmesine neden olan 2911 sayılı kanun değildir. Boğaziçi öğrencileri diyor ki, biz seçim istiyoruz. Demokratik seçim isteyen öğrenciler bugün terörize ediliyor. Bugün o üniversitede demokratik seçimi ortadan kaldırmaya çalışanlar aslında Türkiye’de her yerde adalet mekanizmasını yok etmeye çalışıyor. Bugün dayanaksız raporlarla HDP kapatılmaya çalışılıyor. AYM reddediyor, bu sefer AYM kapatılsın diyorlar. Yasak kararını bilseydim de giderdim, Anayasa’nın 34. maddesi açıktır. Adam AYM’yi kaldıralım diyor. Ben istiyorum ki sohbet edelim. Benim mahkemeden tek talebim şudur: Gelin birlikte bu faşizme karşı hep birlikte mücadele edelim. Sizi suça teşvik eden iktidar gidici. Beraat istemiyorum, mahkeme heyetinin özgürleşmesini talep ediyorum” diye belirtti.

Hakkında 10 yıla kadar hapis cezası istenen Mehmet Şimşek ise “Bugün başımıza gelen şeyin tanımı şudur: AKP Genel Başkanı tarafından Boğaziçi’ne bir kayyum atandı. AKP burada siyaset yapıyor, kendinden başka kimsenin de siyaset yapmasına müsaade etmiyor. Biz de bunu kabul etmiyoruz. Biz üniversitelerimizde kayyumlarla mücadele ediyoruz zaten. Benim taş attığım söyleniyor. Bu bir iddiadır. Ben de diyorum ki savcı bey de oradaydı ve o da taş attı. Benim aleyhime olan iddia ne kadar kanıtlıysa benim iddiam da o kadar kanıtlıdır. Eyleme ilişkin bir yasak kararından haberim yoktu, olsaydı da bir önemi yoktu. Kayyumlara karşı çıkmak suç değildir” dedi.

Savunma yapan Muhammed Turğut “Bizim burada olmamızın sebebi, politik duruşumuz ve kayyumları reddetmemiz” diye vurguladı.

Ev hapsinde olan Klinik Psikolog Melis Akyürek “Aleyna Çakır’ın şiddet faili ve cinayetinden birinci derece sorumlu Umitcan Uygun’a takılmayan kelepçe Boğaziçi eylemlerine katıldığımız için iki kadına hızlıca takılmıştır. Ayağımızdaki kelepçelerimiz çıkarılıp şiddet faillerine takılmasını talep ediyoruz” dedi.

Tutuklu bulunan İstanbul Üniversitesi öğrencisi Şilan Delipalta ise “Bizi tanımlarken marjinal eylemciler ifadesi kullanılmış, biz binlerce öğrenciydik, ille de marjinal aranıyorsa kayyumluk binasına kendini kilitleyen Melih Bulu’ya bakılabilir. Annem beni kendi ayaklarının üzerinde dur diyerek büyüttü. Ben annemin öğüdünü dinledim ve kayyumu reddettim. Kendi ayaklarımızın üzerinde durmak istediğimiz için marjinal ilan ediliyoruz” diye konuştu.

Tanık polisler dinlendi

Verilen aranın ardından tanık polisler dinlenmeye başladı. İlk tanık polis: “Çoğunu tanımam, bazılarını önceki olaylardan simaen tanırım” diyerek tanıdığını beyan ettiği kişileri göstererek tespit etti. Polis, “3 kere dağılma uyarısı yapıldı. Dağılmadılar. Rıhtım caddesini trafiğe kapattılar. Biz sürekli dağılın ihtarı yaptık. Dağılmayanlara yakalama işlemi yaptık. İmzaladığım tutanak doğrudur” ifadelerini kullandı.

Avukat Albert Yüksel, tanık polise işkencenin kim tarafından yapıldığını ve kim tarafından talimat verildiğini sordu. Tanık polis ise işkenceye tanık olmadığını, karakolda 7-8 saat bekletilen biri olduğundan haberdar olmadığını ve kendisinin bir işkence talimatı vermediğini söyledi. Sorulan sorular üzerine tanık polis Kadıköy Rıhtım Karakolu’nda avukat görüşlerinin engellenmediğini ve avukat görüşme taleplerinin karşılandığını iddia etti.

”Öğrenciler taş ve sopa kullanmadı”


Tanık, kendi bulunduğu alanda öğrencilerin taş ya da sopa kullanmadığını söyledi. Sanık müdafilerinin gözaltına alınış biçiminin ne olduğu yönündeki sorusuna cevaben ikinci tanık polis ise “Öncelikle ifadeye davet ediyoruz, direnen olursa koluna girip götürüyoruz” dedi. Öğrencilere dağılmaları için ne kadar süre verildiği sorulunca tanık polis “yeterli süre” şeklinde cevap verdi. Kaymakamlığın yasak kararından, eylemden bir gün önce haberdar olduklarını söyledi. “Bir kişi, iki polis götüremeyecek şekilde tavırlar sergiliyorsa ters kelepçe uyguluyoruz. Benim bulunduğum alanda taş, sopa gibi cisimler atılmadı, fakat bira şişeleri atıldı. Kim attı bilmiyorum.”

”Yukarıdan talimat geldi”


Üçüncü tanık polisi, yürüyüşün kesinlikle yaptırılmayacağına dair yukarıdan talimat verildiğini belirterek, “Grupların toplanacağını öğrendik. Daha sonra yasaklama kararı çıktı. Ben postane önünde görevliydim. Yukarıdan sloganlarla grup gelince çevik kuvvetle önlerini kestik. Uyarıya rağmen yürümekte ısrar ettiler. Yukarıdan talimat geldi, kesinlikle yürüyüş yapılmayacak dendi ve gözaltı yaptık. Ben bir ya da iki kişiye yakalama yaptım, kim olduklarını ve hangi başka polisle yaptığımı hatırlamıyorum. Benim olduğum yerde taş, sopa gibi bir saldırı görmedim. Bana ya da diğer polislere yönelik bir şiddet olayı yaşanmadı” dedi. 

Dördüncü tanık polis ise “Sanıklardan hatırladığım yoktur. Yasaklama vardı, uyarı yaptık, dağılmadıkları için kalkan kullanarak süpürme işlemi yaptık. Grup dağılmadı ve caddeye indi. Bu kez çevik kuvvet grubun dağılması için biber gazı kullandı” derken, öğrencilerin kendilerine dönük bir saldırısının olmadığını da sözlerine ekledi.

Akyüz ve Delipalta tahliye edildi

Savcı öğrenci fotoğraflarının ve dosyada bulunan görüntülerin inceleme için Jandarma Kriminal’e gönderilmesi, Anıl ve Şilan’ın tahliye edilmesi, tüm sanıklar yönünden sadece yurtdışına çıkmama adli kontrolü uygulanması, diğer adli kontrollerin kaldırılması yönünde mütalaa verdi. Mahkeme heyeti savcının talebine uyarak Anıl ve Şilan’ın tahliyesine karar verdi.